bir ünlemdim,
kapı önüne koymuştu ev sahibim beni.
ıslanırdık papatyalar sapsarı ağlardı.
bir tom waits şarkısında buldulardı beni.
sevişirdik bazı geceler bazı kadınlar
bazı gövdem genişliğinde sesler - göğe çıkarırdık-
insanın göğsüne saplanabilecek bir acıya karşılık,
yelekten öte sütyenden ziyade.
marsilya'da denizciler denize saplanıyordu örneğin.
amazon'da ağaçlar toprağa,
türkiye'de kurşunlar gençlere saplanıyor canım.
peki ya yağmurlar?
onlar da yoksulluğumuza belki.
meteoroloji bültenlerine şiirler yazıp gönderen.
çok dolu sevdiğimi yazdım onlara
bir yıldırım gibi çarpıyor dudakları dedim.
alanınız değil belki
ama bir deprem olup sarsıyor beni efendim...
altından çizerek farklı farklı isimleri
meteoroloji bültenlerine şiirler gönderdim.
bir sel gibi basıyor kaburgaların gövdemi.
yani nedir ki bir sel baskınında ilk kurtarılacak şey?
belki dudakların, belki dudaklarım.
ölmeyi bile ben hep arkadan beğendim!
sağdan beğendim!
soldan beğendim!
bizi karşısına alıp "ayıp" dediydi, bazı ideolojiler
"önden"!
şimdi bize elini uzatan kurtarma ekibinden birinin
elinden değil de
tutarak acısından
kurtarabilir miyiz bir yarını henüz bu günden?
bir hücrenin çeperinde
kimseye belli etmeden kanayan - isyanım sana değil
güzelim devlete --- ve devlet gibi sevişen kadınlara-
kan, bir eşkiya gibi nasıl iniyor halbuki gözlerimize.
biz bundan silah yaparız!
slogan yaparız!
yatak yaparız!
tom waits çalar siperlerimizde.
elini tuttum, öptüm birkaç kişilik
saçını ördüm ta oralara - oralara... ta
bir yolun sonundan alıp
bir aşkın başına koydular beni.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder