Ah fikrimin esmer fitilini gözleriyle ateşleyen kadın...
Her gece korkunç kazaları terkime alıp
teninde son bulan molasız yolculuklara çıktım.
Herkes bizi arıyordu tebessümün terkedilmiş
kıvrımlarında.
Oysa hiçbir resmi evrakta geçmeye
hiçbir durakta durmaya müsait değildi o zamanlar adın.
O zamanlar belki
-de bir peygamberin söylenmiş bir sözü olarak anıldın
geçmişte.
Ama biliyorsun ufaktık:
eli güneşe değen bir maviyi taşıyacak kadar gelişmemiş
3. sınıf bir dünya ülkesi gibiydi omuzların.
Ne zaman seni omuzlarından öpmeye kalksam makineler
duruyor,
bir işçi çıkarıyordu fabrikalar.
Bana günahtın.
Korsanlar tarafından terkedilmiş suların ortasında beyaz
gömleğiyle s.o.s yazmaya çalışan mağdurun kürek kemikleri kadar yol bilmez,
bir inci kadar değerli ama ufak,
ufacıktık.
Lüzumsuz bir cümle hevesiyle fırlatıldım
peygamberin dilinden,dininden,
meleğin o süslü cennetinden...
Kabuk tutmaz yaraları ekşidir diye dost sandım.
Oysa unutmamıştım, oysa Havva, Adem'i elma sandığı için
ısırmıştı.
Ben kurtları yanıma alıp yorgan döşek,
marazlı bir küfre ağladım.
Ah fikrimin esmer fitilini gözleriyle ateşleyen kadın.
o saçlarına yıldırım mı serpmiştin?
Adına Havva diyorum durmadan
Adına doğal afet
ve bir kaşgol gibi dolanıyorum saçlarının sarısına.
Memelerine giden yolda ellerin kadar küçük bir yol
çalışması giyinmişim
Şeytan tıraş olmuyor.
Şeytan tüyü giyinmişim.
Ne zaman adımız kol kola girse bağırıyorlar;
- Hayır, hayır! Yalnız birini seçin!
herkes bana küfür ediyor sana secde.
Artık bir ayetsin sevgilim.
tenimin sarp kayalıklarına gizlenen gri sarkıklara
okunmak için.
Ah fikrimin esmer fitilini gözleriyle ateşleyen kadın:
beni bekleme,
hiçbir kitapta adı geçmiyor, melek sabıkalı bir piçin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder